Editör Kurulu Mesajı
Prof.Dr. R. Gökhan ATIŞ
Yayın Kurulu
Hakem Listesi
İçindekiler
Özgün Araştırma
Üreteral Stent Çekimi Yapılan Ürolitiyazis Hastalarında Anksiyete ve Depresyon Sıklığı
Abuzer Öztürk, Hüseyin Sosa, İbrahim Karaca, İsmail Emre Ergin, Aydemir Asdemir
Özet
Amaç: Sistoskopi rehberliğinde üreteral stent çekimi standart bir işlem olup hastalarda önemli psikolojik strese neden olabilir. Bu çalışmada, üreteral stent çekimi yapılan ürolitiyazis hastalarında anksiyete ve depresyon prevalansını ve şiddetini değerlendirdik.
Gereç ve Yöntemler: Bu prospektif gözlemsel çalışmaya endoskopik taş tedavisi sonrası sistoskopik üreteral stent çekimi yapılan 50 ardışık hasta dahil edildi. Anksiyete ve depresyon, Görsel Analog Anksiyete Skalası (VAS-A), Amsterdam Preoperatif Anksiyete ve Bilgi Skalası (APAIS), Beck Depresyon Skalası (BDS) ve Beck Anksiyete Skalası (BAS) kullanılarak değerlendirildi.
Bulgular: Kohort 47 erkek ve 3 kadından oluşuyordu (ortalama yaş 53,2 ± 15,25 yıl). Tüm hastalar (%100) işlem öncesi anksiyete yaşadı (VAS-A>0, ortalama 3,52 ± 1,94). Ortalama APAIS anksiyete ve bilgi skorları sırasıyla 6,94 ± 2,44 ve 4,28± 1,75 idi. APAIS bilgi skoru >4 olan hastalar anlamlı derecede yüksek bilgi arama davranışı gösterdi (p<0,05). Genel olarak anksiyete varlığına rağmen, BAS skorları tüm hastalarda düşük aralıkta kaldı.
Sonuç: Üreteral stent çekimi yapılan hastalarda işlem öncesi anksiyete görülmekle birlikte, şiddet genellikle düşük kalır. Geliştirilmiş hasta eğitimi ve bilgi sağlanması psikolojik stresi azaltabilir.
AnahtarKelimeler:anksiyete, stent, üreteroskopi, yaşam kalitesi
Özgün Araştırma
Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde Mikroskobik Hematüri Saptanan Hastaların Ürolojik Değerlendirme Süreçleri: Retrospektif Analiz
Mehmet Uçar, Halil İbrahim İvelik, Duygu İvelik
Özet
Amaç: Bu araştırma birinci basamak sağlık hizmetlerinde rutin tam idrar tahlili sırasında mikroskobik hematüri (MH) saptanan bireylerin tanısal değerlendirme süreçlerini, ileri tetkiklere yönlendirme oranlarını, son tanılarını ve izlem sonuçlarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.
Yöntem: Bu retrospektif kesitsel çalışmada, 2022–2023 yılları arasında birinci basamak sağlık hizmetine başvuran ve tam idrar tahlilinde ≥3 RBC/HPF saptanan toplam 73 bireyin klinik verileri incelendi. Demografik özellikler, tıbbi öykü, laboratuvar bulguları, yapılan görüntüleme ve konsültasyonlar ile tanı ve tedavi süreçleri değerlendirildi.
Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 39,6 ± 14,3 yıl olup %63’ü kadın idi. MH olgularının %80,8’i benign olarak değerlendirildi. Taş hastalığı %13,7, glomerüler nedenler ve malignite ise %2,7 oranında saptandı. Hastaların %60,3’ü yalnızca izlem ile takip edildi. İzlemde hematürinin %84,9’unda geçici olduğu gözlendi. Riskli bireylerde (ileri yaş, sigara kullanımı) malignite görülme olasılığı daha yüksekti.
Sonuç: Mikroskobik hematüri genellikle benign nedenlere bağlı olmakla birlikte, özellikle risk grubundaki bireylerde ciddi patolojilerle ilişkili olabilir. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde görev yapan hemşirelerin TİT sonuçlarını risk temelli şekilde değerlendirmesi ve gerekli yönlendirmeleri yapması, erken tanı açısından kritik öneme sahiptir.
Anahtar kelimeler:Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri, Hemşirelik,Hematüri, Üroloji, Onkoloji
Özgün Araştırma
De Nunzio Nomogramı, Semirigid Üreteroskopi Sonrası Taşsızlık Oranlarını Güvenilir Şekilde Öngörebilir mi? Retrospektif Bir Eksternal Validasyon Çalışması
Mehmet Şahin, Ertuğrul Arıkız, Yusra Nur Aksakal, Yiğit Can Filtekin, Turan Özdemir, Metin Savun, Halil Lütfi Canat
Özet
Amaç: De Nunzio nomogramının, üreter taşı bulunan hastalarda semirigid üreteroskopik litotripsi (ULT) sonrası taşsızlık sonuçlarını öngörme gücünün eksternal validasyonunu yapmak.
Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya, Aralık 2021 ile Ekim 2024 tarihleri arasında üreter taşı nedeniyle semirigid ULT uygulanan 385 hasta dahil edildi. Demografik, klinik ve radyolojik veriler toplandı. Her hasta için De Nunzio nomogram skoru hesaplandı. Taşsızlık durumu, ameliyat sonrası 4–6 hafta içinde görüntülemede rezidü taş olmaması olarak tanımlandı. Nomogramın prediktif performansı ROC eğrisi analizi ve karar eğrisi analizi (DCA) ile değerlendirildi.
Bulgular: Genel taşsızlık oranı %85,7 idi. Taşsız ve rezidü kalan gruplar arasında yaş, cinsiyet veya taş dansitesi açısından anlamlı fark yoktu. Taşsız gruptaki hastalarda tek taş olma sıklığı daha fazlaydı. Ayrıca median taş uzunluğu ve De Nunzio skorları daha düşüktü. Taşlar daha çok mid ve distal üreterde lokalizeydi; piyüri ve hidronefroz bu grupta daha az sıklıkla izlendi. Nomogram, 0,866’lık AUC değeri ile yüksek ayırt edici performans gösterdi. DCA, geniş bir eşik olasılık aralığında nomogramın net klinik fayda sunduğunu ortaya koydu.
Sonuç: De Nunzio nomogramı, semirigid ULT sonrası taşsızlık sonuçlarını öngörmede geçerli ve klinik olarak faydalı bir araçtır. Bu nomogramın kullanımı, preoperatif risk sınıflandırmasını geliştirebilir ve üreter taşı olan hastalarda bireyselleştirilmiş tedavi planlamasını destekleyebilir.
Anahtar Kelimeler: de Nunzio skoru, nomogram doğrulama, semirigid üreteroskopi, taşsızlık oranı, üreter taşları, ürolitiyazis
Özgün Araştırma
Böbrek Taşıyla İlgili Sorularda Yapay Zekâ (ChatGPT) ve Google Cevap Kalitesinin Karşılaştırılması
Burak Elmaağaç, Abdullah Gölbaşı, Ali Yasin Özercan, Hüseyin Biçer
Özet
Amaç: Türkiye’de böbrek taşıyla ilgili sık aranan sorularda Google ve ChatGPT’nin verdiği yanıtların okunabilirlik, güvenilirlik ve genel kalite açısından karşılaştırılması.
Gereç ve Yöntemler: Google Trends ile 2023 yılı için en sık aranan 10 soru ve ani yükseliş gösteren 4 konu belirlendi (toplam 14 sorgu). Google için ilk sayfa özetleri, ChatGPT (GPT-4) için doğrudan yanıtlar değerlendirildi. Okunabilirlik Gunning Fog İndeksi; güvenilirlik 5 maddelik modifiye DISCERN; genel kalite Global Quality Score ile puanlandı. Üç deneyimli üroloji uzmanı ayrıca klinik fayda ve doğruluk açısından 1–5 arası puan verdi.
Bulgular: ChatGPT, DISCERN (21,4 vs. 18,0; p = 0,002), Global Quality Score (4,8 vs. 4,0; p = 0,001) ve uzman değerlendirmelerinde (4,6 vs. 3,8; p = 0,001) Google’dan üstün bulundu. Okunabilirlik ChatGPT’de daha iyi olsa da (15,84 vs. 18,23) fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p = 0,165).
Sonuç: ChatGPT, böbrek taşıyla ilgili çevrim içi sağlık bilgisinin güvenilirliği ve genel kalitesi açısından Google’a göre daha tutarlı ve yüksek kaliteli içerik sunmaktadır. AI tabanlı dil modelleri hasta eğitimi ve sağlık okuryazarlığının desteklenmesinde potansiyele sahiptir; ancak kaynak şeffaflığının artırılması ve klinik doğruluk için ek doğrulama mekanizmaları önerilir.
Anahtar Kelimeler: böbrek taşları, hasta eğitimi, internet, sağlık okuryazarlığı, ürolitiyazis, yapay zekâ
Özgün Araştırma
Laparoskopik Girişte Veress İğne Tekniği İle Açık Fingertip Tekniğinin Karşılaştırılması
Erdinç Dinçer, Orkunt Özkaptan, Alkan Çubuk, Cengiz Çanakçı, Utku Can, Ahmet Şahan
Özet
Amaç: Laparoskopik ürolojik cerrahide yeni abdominal giriş tekniğimizi (fingertip tekniği) Veress iğnesi tekniği ile uygulanabilirlik ve komplikasyon açısından karşılaştırmayı planladık.
Gereç ve Yöntemler:Laparoskopik transperitoneal cerrahi planlanan 90 hasta, veress iğne tekniği (n = 45) ve fingertip tekniği (n = 45) olmak üzere üzere iki gruba ayrıldı. Batına giriş süresi, gaz kaçağı oluşumu, batına başarılı giriş deneme sayısı ve komplikasyonlar değerlendirildi.
Bulgular: İki grup benzer demografik özelliklere sahipti. Laparoskopik giriş süresi fingertip grubunda Veress iğnesi grubuna göre daha kısaydı (175,7 ± 64,9’ a karşılık 103,8 ± 26,7 sn; p < 0,001). Veress iğnesi grubundaki hastaların 35’ inde (%77,7), fingertip yöntemi grubunda ise 45 (%100) hastada ilk denemede pnömoperiton oluştu. Genel komplikasyon oranları Veress iğnesi grubunda 4 (%8,8) ve parmak ucu grubunda 3 (%6,6) idi (p = 0,693). Veress iğnesi grubunda minör komplikasyonlar; bir hastada karaciğer hasarı, bir hastada bağırsak yaralanması, bir hastada cilt altı amfizemi ve bir hastada omentum yaralanması veya insuflasyonu olarak raporlandı. Fingertip grubunda ise 3 hastada cilt altı kanama meydana geldi.
Sonuç: Fingertip tekniği, Veress iğnesi tekniğine göre daha düşük komplikasyon oranları ve daha kısa uygulama süresi ile laparoskopik giriş için uygun bir seçenek olarak değerlendirilebilir.
Anahtar Kelimeler:komplikasyon, fingertip tekniği, gaz kaçağı, laparoskopik abdominal giriş, veress iğne tekniği
Özgün Araştırma
Mesane Karsinoma İn Situ Tanısında Storz Professional Image Enhancement System ile Beyaz Işık Sistoskopisinin Lezyon Bazlı Karşılaştırılması
İsmail Ulus, Yunus Emre Düşünüş, Ahmet Yaser Müslümanoğlu
Özet
Amaç: Bu çalışma ile Storz Professional Image Enhancement System (SPIES) yönteminin mesane karsinoma in situ (CIS) tespitinde beyaz ışık sistoskopiye (WLC) kıyasla üstün tanısal doğruluk sağlayıp sağlamadığının değerlendirilmesi amaçlandı.
Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif çalışmaya, Temmuz 2022 ile Temmuz 2025 arasında mikroskopik veya makroskopik hematüri nedeniyle lokal anestezi altında sistoskopi yapılan toplam 46 hasta dahil edildi. Daha önce sistoskopi öyküsü bulunanlar, pelvik radyoterapi geçmişi olanlar ve aktif üriner sistem enfeksiyonu bulguları taşıyan hastalar dışlandı. WLC sırasında CIS şüphesi oluşturan lezyonlar tespit edildiğinde hastalar genel anestezi altında TUR-BT için planlandı. TUR-BT sırasında tüm lezyonlar sırasıyla WLC ve ardından üç SPIES modu (Clara+Chroma, Spectra A ve Spectra B) ile değerlendirildi. Toplam 95 CIS-şüpheli lezyon kaydedildi; her biri ayrı olarak rezeke edilerek patolojik incelemeye gönderildi.
Bulgular: Çalışmada 46 hastada toplam 95 CIS-şüpheli lezyon belirlendi ve bunların 28’i CIS-pozitifti. Lezyon bazlı tanısal doğruluk WLC için %30,5, SPIES için %33,7 olarak bulundu. SPIES, WLC ile görüntülenemeyen 23 ek lezyonu saptadı; bu durum tüm lezyonlar içinde %24,2’lik ve WLC-pozitif lezyonlara göre %31,9’luk artırılmış lezyon tespit katkısına karşılık gelmekteydi. CIS-pozitif lezyonlar arasında SPIES, WLC’nin kaçırdığı 10 lezyonu ek olarak tespit ederek %35,7’lik artırılmış tanısal kazanç ve WLC’ye göre %55,6’lık göreceli tanısal iyileşme sağladı. McNemar testi, iki yöntem arasında eşleştirilmiş tespit sonuçları bakımından anlamlı fark olduğunu gösterdi (χ² = 8.1, p = 0.004) ve SPIES’in üstün tespit performansını destekledi.
Sonuç: SPIES, mesane CIS tespitinde WLC’ye kıyasla daha üstün performans göstermiş olup, klinik açıdan anlamlı bir tanısal avantaj sunduğu düşünülmektedir. Bu etkinin daha net ortaya konulması için ileri görüntüleme yöntemlerini içeren prospektif karşılaştırmalı çalışmalar gereklidir.
Anahtar Kelimeler: karsinoma in situ, mesane, sistoskopi
Olgu Sunumu
Perkütan Nefrostomi Kateterinin Renal Kaliks İçinde Düğümlenmesi ve Endoskopik Çıkarılması: Son Derece Nadir Bir Komplikasyon
Mert Başaranoğlu, Ali Halhallı, Ali Nebioğlu
Özet
Perkütan nefrostomi kateteri yerleştirilmesi, üst üriner sistem obstrüksiyonlarında yaygın olarak kullanılan bir dekompresyon yöntemidir. Bu olgu sunumu, son derece nadir bir komplikasyonun başarılı endoskopik yönetimini sunmaktadır: nefrostomi kateterinin renal kaliks içinde spontan düğümlenmesi.
31 yaşında kadın hasta sağ yan ağrısı şikayeti ile üroloji kliniğine başvurdu. Kontrastsız bilgisayarlı tomografi görüntülemesinde sağ proksimal üreterde 17 mm taş ve sağ böbrekte grade 3 hidronefroz saptanırken, laboratuvar testlerinde üriner sistem enfeksiyonunu saptandı. Acil perkütan nefrostomi kateteri yerleştirildi, enfeksiyon tedavisi ve hastaneye yatış sonrası endoskopik taş tedavisi planlandı. Operasyon sırasında nefrostomi kateterinin çıkarılamadığı ve kateter ucunun düğümlendiği keşfedildi. Fleksible renoskopi rehberliğinde, kateter çevresindeki taş oluşumları holmium lazer ile parçalandı ve kateter başarıyla çıkarıldı. Hasta postoperatif birinci günde komplikasyon olmaksızın taburcu edildi.
Nefrostomi kateteri düğümlenmesi literatürde bildirilen son derece nadir ancak ciddi bir komplikasyondur. Endoskopik yaklaşımlar bu tür vakalarda güvenli ve etkili bir tedavi seçeneğini temsil eder. Kateter yerleştirme sırasında uygun teknik kullanımı ve düzenli takip bu komplikasyonun önlenmesinde kritiktir. Benzer durumlarla karşılaşan klinisyenler için endoskopik çözüm yöntemleri tercih edilecek seçim olmalıdır.
Anahtar Kelimeler: fleksible renoskopi, kateter düğümlenmesi, komplikasyon yönetimi, perkütan nefrostomi










