Cilt 18 Sayı 2
Editör Kurulu Mesajı
Prof.Dr. R. Gökhan ATIŞ
Yayın Kurulu
Hakem Listesi
İçindekiler
Özgün Araştırma
Penil Protez İmplantasyonu Sonrasında Partner Eğitiminde Üroloji Uzmanlarının Farkındalığı
Ali Erhan Eren, Baran Arslan, Mehmet Reşat İnal, Eren Erdi Aksaray, Mehmet Salih Boğa, Ekrem İslamoğlu
Özet
Özet: Bu çok merkezli çalışmanın amacı, penis protezi implantasyonu (PPI) uygulayan Türk ürologlarının ameliyat sonrası partner eğitimi uygulamalarını değerlendirmek ve cihaz kullanımı ile cinsel danışmanlığı içeren kombine eğitim yaklaşımlarına yönelik tutumlarını incelemektir.
Gereç ve Yöntemler: Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesindeki 164 üroloğa elektronik ortamda kesitsel bir anket gönderilmiş, 84 yanıt alınmıştır (yanıt oranı: %51,2). On soruluk anket; (i) demografik ve cerrahi özellikleri, (ii) mevcut partner eğitimi uygulamalarını, (iii) inanç-uygulama farklılıklarını (5’li Likert ölçeği) değerlendirmiştir.
Bulgular: Katılımcıların ortalama mesleki deneyimi 16 yıl (dağılım: 2–35 yıl) olup, inanç ile uygulama arasında belirgin farklılıklar saptanmıştır. Cihaz eğitimi %81 oranında gerekli görülmesine rağmen yalnızca %31 oranında uygulanmaktadır (50,6 puan fark). Cinsel danışmanlık %83 oranında gerekli görülmesine rağmen yalnızca %19 oranında uygulanmaktadır (64 puan fark). Ayrıca cihaz eğitimi için olasılık oranı 2,1, cinsel danışmanlık için ise 3,4 olarak bulunmuştur. Kıdemli cerrahların (>10 yıl deneyim) partner eğitimine öncelik verme olasılığı 3,2 kat daha yüksek bulunmuştur (OR=3,2; %95 GA: 1,8–5,7). Katılımcıların %69’u anket sonrasında klinik uygulamalarını değiştirmeyi planladığını belirtmiştir.
Sonuç: Her ne kadar ürologların %72’si partner eğitimini “olmazsa olmaz” olarak değerlendirse de, uygulamada ciddi engeller mevcuttur. Özellikle cinsel danışmanlık alanında yalnızca %15’inin resmi eğitim almış olması dikkat çekicidir. Penis protezi implantasyonu sonrası bakımda bu boşluğun giderilebilmesi için kurumsal protokoller ve standart eğitim programlarının geliştirilmesi gerekmektedir.
Anahtar Kelimeler: cerrahi sonrası bakım, cinsel danışmanlık, hasta memnuniyeti, inanç-uygulama farkı, partner eğitimi, penil protez
Özgün Araştırma
Ürolojik Ameliyatlarda İş Sağlığı ve Güvenliği: Yapay Zeka Tabanlı Büyük Dil Modellerinin (ChatGPT, Gemini, Perplexity, DeepSeek) Performanslarının Karşılaştırılması
Şeyma Demir, Murat Demir
Özet
Amaç: Bu çalışma, yapay zeka (YZ) tabanlı büyük dil modellerinin (ChatGPT, Gemini, Perplexity, DeepSeek) ürolojik ameliyatlarda iş sağlığı ve güvenliği (İSG) ile ilgili sorulara verdikleri yanıtların bilgi düzeyi, rehberlerle uyumu, kapsamı ve tutarlılığını karşılaştırmalı olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Gereç ve Yöntemler: Literatür ve uluslararası kılavuzlar (EAU, WHO, OSHA vb.) temel alınarak biyolojik, kimyasal, fiziksel, ergonomik, çevresel ve psikososyal riskleri kapsayan 10 standart soru hazırlanmıştır. Bu sorular dört farklı modele aynı gün ve aynı formatta yöneltilmiş, yanıtlar üç bağımsız uzman tarafından DISCERN ve GQS kriterleriyle kör olarak değerlendirilmiştir.
Bulgular: ChatGPT ve Gemini, hem DISCERN hem de GQS skorlarında en yüksek performansı sergilemiştir. Perplexity orta düzeyde, DeepSeek ise en düşük kalite ve tutarlılığı göstermiştir. ChatGPT, Perplexity ve DeepSeek’ten anlamlı derecede daha yüksek skor alırken (p<0,01), Gemini de Perplexity ve DeepSeek’ten anlamlı şekilde üstündür (p<0,05). ChatGPT ile Gemini arasında anlamlı fark bulunmamıştır.
Sonuç: YZ tabanlı büyük dil modelleri, ürolojik ameliyatlarda İSG konusunda bilgi desteği sağlayabilmektedir; ancak modeller arasında önemli kalite farklılıkları mevcuttur. ChatGPT ve Gemini daha güvenilir ve kapsamlı içerikler sunarken, Perplexity ve özellikle DeepSeek’in sınırlılıkları belirgindir. Bu nedenle YZ araçları, klinik karar desteğinde tek başına kullanılmamalı, uzman denetimi ve kılavuz temelli doğrulamalarla desteklenmelidir.
Anahtar Kelimeler: büyük dil modeli, ChatGPT, DeepSeek, Gemini, iş sağlığı ve güvenliği, Perplexity, ürolojik cerrahi, yapay zeka
Özgün Araştırma
Erişkin Hasta Üreteropelvik Bileşke Darlıklarında Robot Yardımlı Laparoskopik Piyeloplasti: Deneyimimiz ve Seçili Olgularda Near-İnfrared Floresan Navigasyonu
İbrahim Can Aykanat, Şevval Kanlı Meşe, Tayfun Oktar, Yakup Kordan, Abdullah Erdem Canda
Özet
Amaç: Erişkin hastalarda üreteropelvik bileşke (UPB) darlığının tedavisinde robot yardımlı laparoskopik piyeloplastinin (RYLP) uygulanabilirliğini, perioperatif sonuçlarını ve kısa-orta dönem başarısını değerlendirmek.
Gereç ve Yöntemler: Ocak 2019–Haziran 2025 tarihleri arasında tek merkezde primer UPB darlığı nedeniyle RYLP uygulanan erişkin hastalar retrospektif olarak incelendi. Tanı, BT/MR ürografide üreteropelvik bileşke darlığı ile uyumlu anatomik bulguların gösterilmesini takiben, diüretikli renografide (DTPA veya MAG-3) drenaj parametrelerinin (T½) değerlendirilmesi ile fonksiyonel olarak doğrulandı. Tüm olgularda Anderson–Hynes tekniğiyle transperitoneal RYLP yapıldı. Seçilmiş olgularda damar/perfüzyon değerlendirmesi için near-infrared floresan (NIRF) modu ile intravenöz indosiyanin yeşili (ICG) kullanıldı.
Bulgular:Toplam 18 hasta dâhil edildi (yaş 38,9 ± 15,9 yıl). Darlık sağda 8, solda 10 olguda izlendi; 12 hastada semptomatik, 6’sında insidental tanı mevcuttu. Çaprazlayan aberan damar 7 hastada saptandı ve bu hastaların 6’sına intraoperatif NIRF-ICG kullanıldı. Ortalama operasyon süresi 135,3 ± 20,0 dk (konsol 105,6 ± 15,5), anastomoz süresi 18,2 ± 3,4 dk, tahmini kan kaybı 24,2 ± 9,6 mL ve hastanede kalış 3,4 ± 0,9 gündü. NIRF-ICG kullanılan ve kullanılmayan hastalar arasında ameliyat süresi, hastanede kalış süresi ve fonksiyonel iyileşme açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Konversiyon ve kan transfüzyonu gereksinimi olmadı; Clavien–Dindo ≥II komplikasyon kaydedilmedi. Ortalama 30,6 ± 21,4 aylık izlem süresinde, tüm hastalarda postoperatif T½ değerlerinin 20 dakikanın altına gerilediği ve rekürrens veya yeniden cerrahi gereksinimi izlenmediği saptandı.
Sonuç: RYLP, primer UPB darlığı olan erişkinlerde güvenli, etkili ve yüksek uygulanabilirliğe sahip bir seçenektir. Düşük morbidite, konversiyonsuz seyir ve tutarlı fonksiyonel/anatomik düzelme, uygun hasta seçimi ve deneyimli ekiplerle yöntemin klinik değerini arttırmaktadır. Seçilmiş olgularda uygulanan NIRF-ICG, özellikle vasküler anatominin değerlendirilmesinde cerrahi karar verme sürecine katkı sağlayabilir.
Anahtar Kelimeler: erişkin üreteropelvik bileşke darlığı, indosiyanin yeşili, minimal invaziv cerrahi, robot yardımlı laparoskopik piyeloplasti
Özgün Araştırma
Yüksek Dereceli T1 Mesane Kanserinde pT1a–pT1b Alt Evrelemenin Nüks ve Progresyon Üzerine Etkisi
Mücahit Gelmiş, Ali Ayten, Mehmet Özalevli, Hakan Ceylan, Kanan Maharramov, Burak Arslan, Sibel Bektaş
Özet
Amaç: Yüksek dereceli pT1 mesane kanserinde pT1a–pT1b alt evrelemenin nüks ve progresyon üzerindeki etkisini değerlendirmek ve alt evrelemenin bilinen klinik ve patolojik risk faktörleriyle birlikte bağımsız bir prognostik belirteç olarak değerini belirlemek.
Gereç ve Yöntemler: Bu retrospektif ve tek merkezli kohort çalışmasına Ocak 2017–Mart 2025 arasında transüretral mesane tümörü rezeksiyonu (TURBT) uygulanarak yüksek dereceli pT1 ürotelyal karsinom tanısı alan hastalar dâhil edildi. ≥pT2 evresi, ek malignite, Bacillus Calmette-Guérin (BCG) kontrendikasyonu, tedavi uyumsuzluğu, eksik takip verisi veya muskularis mukozanın güvenilir değerlendirilemediği trigon tümörleri dışlandı. Demografik, klinik, patolojik ve takip verileri kaydedildi. Nüks ve progresyon standart kriterlere göre tanımlandı. Alt evreleme deneyimli üropatologlar tarafından yapıldı. Sağkalım analizlerinde Kaplan–Meier yöntemi, bağımsız prediktörlerin belirlenmesinde çok değişkenli Cox regresyonu kullanıldı.
Bulgular: Toplam 152 hastanın 110’u (%72.4) pT1a, 42’si (%27.6) pT1b idi. pT1b olgularda eşlik eden karsinoma in situ (CIS) ve tümör boyutu ≥3 cm daha sık saptandı. Çok değişkenli analizde CIS ve tümör boyutu ≥3 cm hem nüks hem progresyon için bağımsız risk faktörleri olarak belirlendi. pT1b alt evresi yalnızca progresyon için bağımsız öngördürücüydü (HR=3.38); nüks için bağımsız anlamlılık göstermedi. Kaplan–Meier analizlerinde ise pT1b grubunda rekürrenssiz ve progresyonsuz sağkalım daha kötü bulundu.
Sonuç: pT1 alt evrelemesi, özellikle pT1b hastaların belirlenmesi, yüksek dereceli T1 mesane kanserinde progresyon riskinin öngörülmesinde değerli bir prognostik belirteçtir. Alt evrelemenin CIS ve tümör boyutu gibi güçlü patolojik parametrelerle birlikte değerlendirilmesi, bireyselleştirilmiş risk sınıflandırmasını geliştirebilir ve erken dönemde risk uyarlanmış tedavi kararlarını destekleyebilir.
Anahtar Kelimeler: karsinoma in situ, mesane kanseri, progresyon, pT1 substaging, rekürrens
Özgün Araştırma
Endoskopik Prostat Cerrahisi Yapan Ürologların Günlük Tercihleri ve Bireysel Deneyimlerine İlişkin Bir Araştırma
Muhammet Çiçek, Ayberk Iplikçi, Rıdvan Kayar, Emrah Kızılay, İlkin Hamid-zada, Ender Akdemir
Özet
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de benign prostat hiperplazisi (BPH) nedeniyle endoskopik prostat cerrahisi uygulayan ürologlar arasında güncel uygulama modellerini, cerrahi tercihleri ve perioperatif yönetim stratejilerini değerlendirmektir.
Gereç ve Yöntemler: Prostat endoskopik cerrahisi yapan ürologlara dağıtılan yapılandırılmış bir çevrimiçi anket kullanılarak ülke çapında kesitsel bir araştırma yapılmıştır. Anket, demografik özellikler, cerrahi deneyim, tercih edilen endoskopik teknikler, ameliyat sonrası kateter yönetimi, intraoperatif işeme testlerinin kullanımı ve antibiyotik profilaksisi uygulamalarını değerlendirmiştir. Veriler tanımlayıcı istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir.
Bulgular: Ankete toplam 112 ürolog katıldı. Katılımcıların büyük çoğunluğu için BPH ameliyatlarının çoğunluğunu transüretral prostat rezeksiyonu (TURP) oluşturdu; %57,1’i TURP’nin işlemlerinin %76–100’ünü oluşturduğunu bildirdi. Bipolar TURP, vakaların %81,2’sinde tercih edilen enerji kaynağıydı. Ameliyat sonrası kateter çıkarılması en sık 48–72 saat sonra (%61,6) gerçekleştirilirken, sadece %0,9’u 24 saat içinde çıkarılmasını tercih etti. Katılımcıların %86,6’sı ameliyat sırasında işeme testlerini rutin olarak yaparken, %64,3’ü bu testleri ameliyat sonrası başarıyı öngören bir faktör olarak değerlendirdi. Katılımcıların neredeyse yarısı (%48,2), antibiyotik profilaksisini tek bir ameliyat öncesi dozun ötesine uzattığını bildirdi.
Sonuç: Türkiye’deki endoskopik prostat cerrahisi uygulamaları, özellikle kateter yönetimi, antibiyotik kullanımı ve intraoperatif işeme değerlendirmesi açısından önemli ölçüde değişkenlik göstermektedir. Bipolar TURP baskın yöntem olmaya devam ederken, kanıta dayalı öneriler ile gerçek dünya uygulamaları arasındaki tutarsızlıklar, perioperatif bakımın daha fazla araştırılması ve potansiyel standardizasyonuna duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.
Anahtar Kelimeler: alt üriner sistem semptomları, prostat hiperplazisi, transüretral prostatektomi
Olgu Sunumu
İyatrojenik Üreter Yaralanmalarında İleal Üreter Transpozisyonu; 5 Olgu Sunumu ve Literatürün Sistematik İncelenmesi
Giray Ergin, Hikmat Jabrayilov, Jeyhun Hasanov, Mustafa Kıraç, Mehmet Lütfü Tahmaz, Yusuf Kibar
Özet
İyatrojenik tam üreter yaralanmalarında, daha basit rekonstrüktif yöntemlerin uygulanamadığı seçilmiş vakalar için ileal üreter transpozisyonu etkili bir cerrahi seçenektir. 2017-2023’te bu teknik uygulanan 5 hastanın 3 aylık takiplerinde, hastaların tümünde ileal segment ve böbrek iyi fonksiyon gösterdi. Veziko-üreteral reflü veya majör komplikasyon görülmedi. Doğru teknikle uygulandığında bu prosedür oldukça etkilidir.
Anahtar Kelimeler: ileum, intraoperatif komplikasyonlar, rekonstrüktif cerrahi prosedürler, üreter hastalıkları, üreterorenoskopi









